Bilindiği üzere Hazreti Mevlana’nın ölüm günü Şeb-i Arus olarak tanımlanmıştır. Yani sevgiliye (Yaratan’a) kavuşma günü, Düğün Günü.  Sevgiliye Kavuşma; fedakarlıkla başlar, ölüm boyunca devam eder ve diğer aleme kavuşmakla sona erer. Can bedenden ayrılarak aslına döner.

Ülkemizin dört bir yanında Şeb-i Arus törenleri düzenlenirken, acaba gerçekten Mevlana’nın öğretilerini, vasiyetlerini yerine getirebiliyor muyuz? Hazreti Mevlana öğretilerini anlamak için kısaca ne vasiyet ettiğine bakmak bile bir fikir sahibi olmaya yetecektir:

“ Size, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, sürekli olarak şehveti terk etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır.”

Şeklindeki vasiyeti aslında öğretinin de temellerini oluşturmaktadır. Bugün ülkemizin içinde bulunduğu durum, muhafazakârların, dindarların, inananların paramparça olduğu, bölündüğü ve hatta farklı geometrik tanımlamalarla zıtlaştığı, kutuplaştığı ve hatta düşmanlaştığı bir ortamdayız. Gelecek yıllarda filizlenmek üzere kin ve nefret tohumlarının atıldığı, bu uğurda da ülkenin demokratik değerlerinin, kurumlarıyla birlikte alaşağı edildiği bir süreci hem yaşıyoruz hem de izliyoruz. Ne pahasına? Cevabı hazır; iktidar olma ve iktidarda kalma hırsı uğruna.

İktidarlar, hükümetler ve hükmedenler geçicidir. Kalıcı olan ise DEVLET’ tir ! Hazreti Mevlana’yı bugünlerde dillerinden düşürmeyenler, O’nun “İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır” vasiyetini unutmuş görünüyorlar. Bir an önce bu çılgınca hırslardan vazgeçilmesi dileğiyle…  

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner283