banner265
İçten bir kahkaha ile objektife bakan altı adamın olduğu, siyah beyaz bir resmin üstünde “Yine, yeniden beraberler işte. Çocukluğumun en güzel filmlerinde oynayan insanlar. Ne güzel insandınız be...” demiş arkadaşımın biri.
Biliyorum bu filmi. ‘Mavi Boncuk' filminde bir araya gelmişlerdi. O zamanların meşhur eğlence mekanları olan bir gazinoya dönemin meşhur sanatçısı Emel Sayın'ı “fix menü" fiyattan dinlemeye giden ama yanlış yere oturtuldukları için ceplerindekinden fazla hesap geldiği için dayak yiyen Baba Yaşar, Yakışıklı, Kaymakam, Kamil, Mıstık ve Kanuni Süleyman'dan oluşan bir grup iyi kalpli insandı.
Tavuk bile kesemeyen, kan görünce bayılan, hayatlarını emek vererek buldukları her işi yapan tertemiz insanlardı onlar. O dönemde hep öyle “sevgi" başroldeydi. Şimdiki gibi ne iş yaptığı belli olmayan ama saraylarda yaşayan, servet sahibi zenginler ve onlara yamanmaya çalışan fakirlerin hayatı anlatılmıyordu. BBC kanalında çıkıp utanmadan, çok parası olduğu için sevgilisini alabildiği “Mal" tanımlaması yapan zenginler yoktu. Zaten o zamanın zenginleri de “tonton ve temiz kalpli" Hulusi Kentmen’di.
Ne biçim insanlardı onlar, deli mi çocuk mu belli değildi. Mafyaları bile “adalet" dağıtırdı. Oysa şimdi koyun keser gibi insan öldürülen, ülkedeki her oyuncunun mutlaka oynadığı ama ‘ölerek' çıktığı diziler revaçta.
Birbirine iyi davranan, iyilik yapan, kendisini terk edip giden sevgilisine bile “mutlu ol yeter" diyen insanlar vardı o zaman. Şimdiki gibi en çok kavga çıkartanlar, en çok dedikodu yapanlar, ona buna sataşanlar revaçta değildi. Kendisinden ayrılan karısını 3 yaşındaki kızının gözü önünde kurşunlayan adamlar olmazdı.
Aile kavramı vardı. Birbirini seven, birbirleri için fedakarlık eden, destekleyen, paylaşan kardeşler vardı. Şimdiki gibi “hep bana” “her şeyin iyisi benim, gerisi umurumda değil” bencilliği yoktu.
Gerçek hayat vardı filmlerde. Herkes kendinden bir parça bulurdu mutlaka. Şimdi ise “hayalleri" var. Ulaşamadığı şeyler... O yüzdendir ki hala o filmler onlarca defa izlenmiş olmasına rağmen tekrar yayınlandıklarında reyting sıralamasında zirvede yer bulurlar kendilerine.
“O iyi insanlar güzel atlarına binip gittiler. Demirin tuncuna insanın piçine kaldık” demiş ya Yaşar Kemal. Nedense eski insanlar ve eski filmlere bakıp onları bu gün ile kıyasladığımda bu cümle geliyor aklıma.
Halit Akçatepe de güzel atına binip gitti. Ekip yavaş yavaş tamamlanıyor öteki tarafta.
Rahmetle....


Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner274

banner270