banner265
Dün bir arkadaşım bana ‘Deniz ağabey, sen bir dönem Hollanda’da kalmışsın. Bizi biraz aydınlat. Kimdir bu Hollandalılar?’ diye sordu.
‘Ben bir tarihçi değilim tabii. Ama 1996, 97, 98 ve 2002’de birkaç ay orada kaldığım süre içindeki izlenimlerimi seninle paylaşabilirim’ dedim.
‘Oda olur be Ağabey. Madem yeni düşmanımız Hollandalılar onları tanımak lazım. Mesela en beğendiğin özellikleri ne?’ diye sordu.
 ‘Hollandalılar özgürlüklerine düşkün, çalışkan ve dürüst insanlar. Özgürlük derken bireysel özgürlüklerden bahsediyorum.  Adamlar kendilerine bir şey dikte edilmesine karşı ölümüne direnç gösteriyorlar. Mesela ‘Protestanlığı bırakıp tekrar Katolik olacaksınız’ diyen Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’na karşı, 1568’den 1648 yılına kadar, 80 yıl savaşmışlar. Nihayetinde de 1579’da bağımsızlıklarını kazanmışlar’ dedim.
‘Özgürlüklerine düşkünler diyorsun ama orada bizim bakanların özgürlüklerini kısıtladılar be ağabey!’ dedi.
‘Onlar da seçime gidiyorlar. Politikacılar seçim döneminde seçmeni kendi partilerinin etrafında toplamak için bazı oyunlar oynarlar. 2001’den sonra pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Hollanda’da da yabancı düşmanlığı son derece popüler hale geldi. ‘Başbakan olursam bütün yabancıları kendi ülkelerine göndereceğim, burası bizim ülkemiz’ diyen Geert Wilders adlı politikacı orada son anketlerde birinci gibi görünüyor. Mevcut liberal başbakan da bu kadar ırkçı olmamasına rağmen pozisyonunu kaybetmemek için onun gibi hareket etmeye başladı. Bize posta koyarak seçmene mesaj vermeye çalışıyor’ dedim.
‘Ağabey ‘2001’den sonra Avrupa’da yabancı düşmanlığı daha fazla arttı’ dedin. Niye 2001?’ dedi.
‘11 Eylül 2001 bir dönüm noktası bence. O tarihte Dünya Ticaret Merkezi’ne çarpan uçaklar o binalarla beraber pek çok şeyi de yıktı. O uçakları kaçıran gençlerden bazılarının Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde sıradan insanlarla yaşayıp gizlendikleri ortaya çıktığında, insanlar komşuları yabancılardan ‘Bir gün bu adamlar bizi kesecek mi?’ diye tırsmaya başladılar. Milliyetçi partiler de bu korkudan faydalanmak istediler. Daha sonraki yıllarda Fransa, İngiltere ve Almanya’da yine orada yaşayan, o ülkenin vatandaşı olan göçmenlerin yaptıkları bombalı ya da silahlı eylemler de olunca işin tuzu biberi oldu. Aslında Hollandalılar yabancılara alışkın ve yabancılarla birlikte yaşamaktan çok şikayeti olmayan insanlar. Özellikle Amsterdam eskiden beri bir liman kenti olması dolayısıyla gemicilerin, tüccarların yani pek çok yabancının uğradığı, yerleştiği yaşadığı bir kent. Ama açıkçası yabancılarda kısa sürede zengin olmak için, oradaki yaşama uymak yerine yaşamı kendilerin uydurmaya, hırsızlık ve mafyacılık gibi toplumu rahatsız eden şeylerle uğraşmaya devam ettikleri için toplumdan da gittikçe tepki görüyorlar. Bizdeki Suriyeliler Hollanda’daki yabancıların yaptıklarını yapsalar kısa zamanda isyan çıkardı’ dedim.
‘O kadar kötü diyorsun’ dedi.
‘Valla ben orada bulunduğum sürede yabancıların yaptıklarını görsem bir Hollandalı olarak kesin oyumu Wilders’e verirdim’ dedim.
‘Ağabey peki ne olacak bu durum sence?’ dedi.
‘Bir aya kalmaz herkes her şeyi unutur’ dedim.
‘O kadar eminsin yani’ dedi.
‘Saymaya başla bugünden’ dedim.
‘Bir’ dedi.
Kaldı yirmi dokuz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner274

banner283