‘Deniz Bey referandumla ilgili bir şey yazdığınızı görmedim’ dedi bir okurum, görünürde soru işareti olmayan ama esasen soru olan bir cümleyle.

‘Doğrudur görmemişsinizdir’ diye cevapladım.

‘Peki ama neden?’ diye sordu, bu sefer soru işareti vardı.

‘Ne neden?’ dedim. Maksadım mümkün mertebe cevap vermeden konunun etrafından dolaşmaktı. Malum, ülkemiz halen olağanüstü hal ile yönetiliyor ve olağanüstü halin 3 ay da uzatılmasının teklif edildiği söyleniyordu radyodaki haberlerde.

‘Neden yazmadınız?’ dedi.

‘Neden yazayım?’ dedim.

‘Siz okumuş, bilgili, kültürlü, değerli bir insansınız’ diye başladı. Söyledikleri gururumu okşamış, beni mutlu etmişti. Evet bazı konularda gerçekten de kendimi ‘bilgili’ olarak görüyordum. Ama bu konular kesinlikle ‘siyasi’ ya da ‘ekonomik’ konular değildi. Bu konularda bir şeyler yazacaksam eğer, benden daha fazla bilgi sahibi olan ev arkadaşım Erdinç’e danışıyorum. Evimizin ‘siyasi ve ekonomi danışmanı’ olur kendisi. Ama biraz tırsak bir danışman olduğundan ‘Siyasi yazılarda benim adımı sakın geçirme, bu senenin sonuna kadar taksitlerim var. Ne olur ne olmaz’ diye sıkı sıkı tembihliyor. Bu nedenle ben de böyle yazılar yazdığımda onun için genelde ‘bir arkadaşım’ rumuzunu kullanıyorum.

Neyse konuya dönelim. Okuruma ‘Sağ olun, var olun, teveccühünüz. Ama siyasi konularda pek de bilgili biri olduğumu düşünmüyorum. Bu konuda bilgi sahibi olduğunu düşündüğüm bazı insanların yazdıklarını okuyorum’ dedim.

‘Öyle demeyin. Hiç mi düşünceniz yok? Onları paylaşsaydınız, sizin yazdıklarınıza göre kendisine yön verecek insanlar olabilirdi’ dedi.

‘Ben bu konuda size katılmıyorum. Ben çok az insan tarafından okunan, küçük bir yazarım. Beni okuyan okurlarımın da en az benim kadar okumuş, bilgili, kültürlü ve değerli insanlar olduklarını düşünüyorum. Kendi düşüncelerimi size dikte ettirmem doğru olmazdı. Hem benim doğru düşündüğümü nereden çıkartıyorsunuz? Belki ben sizin düşündüklerinizin tersi bir şey yazacaktım’ dedim.

‘İyi de aklın yolu bir ama’ dedi.

‘İkimizin aklının takip ettiği yol doğru yol mudur? Bizim düşündüklerimizin tersini düşünen insanlar yanlış mı düşünüyorlar?’ dedim.

‘Belki de yanlış düşünüyorlardı’ dedi.

‘Yazı yazsaydık onları doğru yola getirebilir miydik?’ dedim.

‘Yani en azından çaba gösterirdiniz’ dedi.

‘Belki de haklısınız. Ama başkalarının düşüncelerine tahammül edecek kadar olgunlukta olduğumuzu düşünmüyorum’ dedim.

‘Yine de keşke söyleseydiniz’ deyince dayanamadım ‘Ben ….. oyu verdim’ dedim.

‘Size gerçekten inanamıyorum. Nasıl böyle düşünürsünüz, oysa ben sizi nasıl farklı görmüştüm, nasıl bir imaj çizmiştim. Gerçekten bir hayal kırıklığı oldu benim için. Bundan sonra sizi arkadaşlıktan çıkartıyorum’ dedi.

‘Neden referandumla ilgili bir şey yazmadığımı anlamışsınızdır umuyorum’ dedim.

Bir okurumla aramda geçen diyalogu sizlerle paylaştım.

Umarım neden referandum ile ilgili yazı yazmadığım konusunda yeterince açık olmuşumdur.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner274

banner283