banner265
Türkiye Büyük Millet Meclisi, uzatma kararı olmadığı takdirde, 1 Temmuzda tatile girecek; rutin olan bu.  Mecliste, tatil öncesi özellikle de Haziran Ayında, yasa trafiğinin hızlanması da rutine bağlanmış başka bir konu. Torba kanun uygulamalarının en hızlısı, geniş karınlısı ve sürprizlere gebe olan türleri durumundaki  Haziran torbaları da bu dönemde sıklıkla gündeme geliyor elbette. Meclis’in Haziran ayında son viteste tam gaz yasa yapması neredeyse geleneksel hale geldi.  Başka bir ifadeyle, TBMM’nin çalışma düzeni bakımından haziran ayları, kanun üretim çiftliğinin hasat zamanı olma yolunda. 
Aynı süreçte,  hızlandırılmış kanun yapmanın en tehlikeli yöntemi niteliğindeki torba kanun  furyası, yani hormonlu yasa üretim şekli de doğal olarak hız kazanma eğiliminde.  Ders çalışmayı son güne bırakan ya da ödevlerini yumurta kapıya gelince yapmaya başlayan öğrenci gibi yasama organı da Haziran ayının başından itibaren 1 Temmuz öncesi yoğun gece mesaileri yaparak çıkarılması gereken kanunları tatile girmeden yetiştirmeye çalışmaktadır. Haziran sonuna doğru  Temmuzda da çalışmaya devam şeklinde geç tatile girme kararı alınıp muhalefete mensup milletvekilleri üzerinde tatil baskısı oluşturulması da oldukça işe yarayan bir yöntem olarak dikkat çekicidir. 
Ancak, bu sefer tatilin farklı bir özelliği var tabi.  Ağustos Ayında 15 gün arayla iki tur halinde yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimi için yürütülecek kampanya çalışmaları. Milletvekilleri bölgelerine dağılacak ve seçim çalışmalarına başlayacak.
Bu Haziran’da en az 6 adet torba kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu.   Bunlardan 2’si Kanun tasarısı,   4’ü teklif şeklinde.  Ama işin ilginç yanı,  komisyonda birleştirilmesi için aynı konuda birden fazla tasarı/teklifin sunulmuş olması. Kamu alacaklarının yapılandırılmasıyla ilgili iki ayrı torba kanun teklifi; sağlık enstitüleri kurulmasıyla ilgili olarak ise 1’i kanun tasarısı olmak üzere 3 adet ayrı teklif sunuldu. Bu durumun, yasa yapım tekniği bakımından göstergesi, torba kanun tekliflerinin hazırlık aşamalarının da özensiz ve yetersiz olmasıdır.  
Örneğin, (1/931) esas numaralı Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığına sunulduğunda özellikle Soma maden kazası ile ilgili kamuoyunda oluşan beklentileri karşılamaya yönelik hükümler içermekteydi. Taşeron işçilerin çalışma süreleri, izin hakları gibi çeşitli hükümler de barındırmaktaydı. Tasarı, Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edildikten sonra kamuoyunda son dönemlerde oluşan beklentiler doğrultusunda TBMM Başkanlığına sunulan bazı kamu alacaklarının yapılandırılmasına dair kanun teklifi ile birleştirilerek çok geniş kapsamlı bir torba haline geldi.  Daha sonra bu birleştirilen işe komisyonda 40.000 öğretmen kadrosu ihdası yapan kanun teklifi gibi önemli düzenlemeler de eklendi. Bunun yanında görev yeri değiştirilen devlet memurlarının mahkemelerce göreve iadesine karar verilmesi durumunda bu kararın uygulama süresinin 2 yıla çıkarılması gibi tartışmalı hükümler de bu tasarıya eklendi.  
Teklifle ilgili görüşmeler devam ediyor: yeni madde ihdası yoluyla torbanın kaç maddeyle bağlanacağı daha belli değil.  Genel Kurul aşamasında son şeklini alacak olan torbanın içerik ve madde sayısı yönünden de ucu açık durumda.  Haziran torbalarının belirsizliği sadece hızıyla ilgili değil, norm koyma tekniği  bakımından  da hayli sağlıksız bir  yasa yapım yolu.   Ne diyelim, Allah yasama sağlığı versin!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner274

banner270