Öne Çıkanlar pkk izdivaç programı beyaz showun bu haftaki konukları Cesur ve Güzel beyazıt öztürk

Emek platformu nedir hangi örgütlerden oluşuyor?

Emek platformu nedir? Bugün Ankara'da yaşanan patlama'da çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmişti.Bugün düzenlenen mitingin organizatörü olan Emek Platformu hakkında bazı bilgileri sizler için derledik.İşte Eemek Platformu'nun dünü bügünü ve yarını detaylar..

Emek platformu nedir hangi örgütlerden oluşuyor?
Emek Platformu, büyük ölçüde kendiliğinden ortaya çıkan Çalışanların Ortak Sesi Demokrasi
Platformu deneyiminin ardından, daha bilinçli ve programlı bir biçimde oluşan bir yapılanmadır.
TÜRK-İŞ Genel Merkezi’nde 14 Temmuz 1999 günü yapılan ilk toplantıda belirlenen ortak çizgi,
aradan geçen yaklaşık iki yıllık dönemde daha da pekişmiştir.
TÜRK-İŞ’in 1-5 Aralık 1999 tarihlerinde toplanan 18. Genel Kurulu, TÜRK-İŞ’in diğer
kuruluşlarla ve Emek Platformu ile ilişkisini aşağıdaki şekilde karara bağlamıştır:
“150 - TÜRK-İŞ, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısının bütünlüğünü ve bağımsızlığını,
Atatürk ilkelerini ve aydınlanma ve çağdaşlaşma ülküsünü, laik ve demokratik sosyal hukuk
devletini, insan haklarını ve parlamenter demokratik düzeni savunan ve her türlü zor ve şiddete
karşı çıkan kuruluşlarla, bu kararların hayata geçirilmesi doğrultusunda işbirliği yapacaktır.
Emek Platformu içindeki işbirliği ve dayanışma sürdürülecektir. TÜRK-İŞ, tüm işçileri ve
sendikaları TÜRK-İŞ'in çatısı altında birleşmeye çağırmaktadır.”
Emek Platformu, işçi sınıfı ve sendikacılık hareketi tarihimizde, üzerinde yükseklisans ve doktora
tezleri yazılabilecek önemde bir oluşumdur. Bu kitapçığın amacı, Emek Platformu’nun kuruluş
sürecini, mücadelesini, bazı iç sorunlarını ve zaman içinde oluşan ortak görüşlerini hatırlatmakla
sınırlıdır.
TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK İşbirliği
1998-1999 yıllarında yoğunlaşan sorunlar, işçi sendikaları konfederasyonları arasındaki işbirliği
eğilimini artırdı. Özellikle 1997 yılının ikinci yarısında Tayland’da başlayan ve diğer Uzak Doğu
ülkelerini etkileyen ekonomik kriz, Rusya Federasyonu’nu da ciddi biçimde etkiledikten sonra,
kendisini ülkemizde de hissettirmeye başlamıştı. İşverenlerin bir bölümü kriz nedeniyle, bir
bölümü ise krizi bahane ederek işçi çıkartma yoluna gitti. Ülkedeki sorunlar daha da ağırlaştı.
DİSK, 15 Aralık 1998 günü TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ’e yazdığı yazıda, işten çıkarmalar ve toplu
sözleşmelerde yaşanılan tıkanıklıkları belirterek, “öncelikle işçi sendikaları konfederasyonlarının
başkanları”nın biraraya gelmesini ve daha sonra yönetim kurullarıyla birlikte atılacak adımların
saptanmasını önerdi. Bunun üzerine, TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu’nun 24 Aralık günündeki
toplantısında kabul edilen bildiri DİSK’e iletildi. DİSK, bu bildiriyi de gözönüne alarak bir bildiri
taslağı hazırladı. Bu taslak da ortak bildirinin hazırlanmasında değerlendirildi. 29 Aralık 1998
günü TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİSK Genel Başkanları Ankara’da TÜRK-İŞ Genel Merkezinde
biraraya gelerek ülkemizin, halkımızın ve işçi sınıfımızın sorunlarını görüştüler ve ortak talepleri
formüle ettiler. Görüşmede bir sekreteryanın oluşturulması ve ilişkilerin geliştirilmesi
kararlaştırıldı. Bu işbirliği, büyük bölümü aşağıda sunulan ortak bildiriyle kamuoyuna duyuruldu:
(1) …Ekonomik kriz bahanesiyle toplu sözleşmelerde düşük ücret zammı ve kazanılmış hakları
geri götürücü esneklik önerilerinden vazgeçilmeli; toplu sözleşmelerde gerçek ücretlerin
artırılması sağlanmalı; ücretlerde bir indirim yapılmadan çalışma süresi azaltılmalı; kriz
bahanesiyle işten çıkarılan işçiler işe geri alınmalı; kriz içinde olduğu ileri sürülen işletmelerin
gerçek mali durumları sendikalara bildirilmelidir. İşçilerden fedakarlık istenmemeli; kriz
karşısında öncelikle sermaye çevreleri fedakarlık yapmalıdır. Bedel çalışanlara ödetilerek krizden
çıkmak mümkün değildir. Bu tutumun daha büyük sosyal krizlere neden olacağı bilinmelidir. IMF
politikaları terkedilmelidir. İstihdam yaratıcı yatırımlar teşvik edilmelidir.
(2) Kriz, işsizlik sigortası ve iş güvencesinin birlikte ne denli önem arz ettiğini bir kez daha ortaya
koymuştur. Bu nedenle, iş güvencesi sağlanmalı ve işsizlik sigortası acilen kurulmalıdır.
(3) Zorunlu tasarruf fonunda biriken kaynağa hazine bonolarına uygulanan faiz oranında bir
nema verilmeli; zorunlu tasarruf fonu kaldırılarak fonda biriken para hak sahiplerine ödenmeli ve
işçilerden yapılan kesinti ile işveren katkısı ücretlere eklenmelidir.
(4) Yağma ve talan biçimindeki özelleştirme durdurulmalı; kamu açıklarının finansmanında
herkesten geliri ve servetiyle orantılı bir vergi alınması yoluna gidilmeli; asgari ücret miktarı
kadar gelirden gelir vergisi alınmamalı; mevcut iç ve dış borçların faizleri düşürülmeli ve vadeleri
uzatılmalı; kayıt dışı sektör kayıt altına alınarak kaçak işçilik önlenmelidir. 
3
(5) Demokratik sosyal hukuk devleti güçlendirilmelidir…
(7) Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı; çalışma mevzuatımız onaylanmış ILO
Sözleşmeleriyle uyumlu hale getirilmelidir.
(8) Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası adil ve demokratik seçime imkan verecek biçimde
değiştirilmeli, yargının bağımsızlığı sağlanmalıdır…
(10) Kamu harcamalarında israfa ve her türlü haksız kazanca karşı önlemler alınmalı, çetelere ve
yolsuzluklara karşı kararlı bir mücadele verilmelidir.”
Bu taleplerin ardından, konfederasyonların bu konudaki işbirliği aşağıdaki biçimde ele alınıyordu:
“Konfederasyonlarımız, bu temel taleplerimizin hayata geçirilmesi için sistemli bir biçimde
işbirliği ve güçbirliği yapacaklar ve bu yöndeki gerekli adımları atacaklardır. Bunları temin
edecek kararlılığımız, potansiyelimiz ve irademiz vardır. Kamu çalışanlarıyla da meşru ve
demokratik zeminde işbirliğinin yolları aranacaktır. Konfederasyonlarımız işçi kıyımına ve sefalet
ücreti tekliflerine karşı gerçekleştirilen tüm meşru ve demokratik tepki ve eylemleri ve özellikle
de 12 Ocak 1999 günü tekstil işkolundaki üç sendikamız tarafından başlatılacak olan grevleri
desteklemektedir.”
Bu metnin altında, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Bayram Meral, HAK-İŞ Genel Başkanı Salim Uslu ve
DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak’ın imzaları bulunuyordu.
Emek Platformu Oluşuyor
Krizin etkilerinin giderek derinleşmesi, işçi sınıfının tüm kesimlerini olumsuz doğrultuda
etkilemesini sürdürdü. Bu gelişmeler, işçi, memur ve sözleşmeli personel statülerinde istihdam
edilen ücretlilerin örgütlerinin biraraya gelmesi gereğini daha yoğun bir biçimde hissettirdi. Bu
gelişmeler sonucunda, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK, KESK, Türkiye KAMU-SEN ve MEMUR-SEN
Genel Başkanları 27 Ocak 1999 günü Ankara’da HAK-İŞ Genel Merkezinde ilk kez toplanarak,
ortak sorunları görüştü. Örgütler, toplantıya, kendi görüşlerini ifade eden metinler sundu. Daha
sonra, uzun ve bazan sertleşen tartışmaların ardından, ortak görüşlerin ifade edildiği bir açıklama
yayınlandı. Aşağıda tam metni sunulan bu açıklama, ülkemizde ücretli çalışanların o güne kadarki
en geniş birlikteliği olması açısından son derece önemliydi.
“TÜRK-İŞ Genel Başkanı Bayram Meral, HAK-İŞ Genel Başkanı Salim Uslu, DİSK Genel Başkanı
Rıdvan Budak, KESK Genel Başkanı Siyami Erdem, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Resul
Akay ve Memur-Sen Genel Başkanı M.Akif İnan, 27 Ocak 1999 günü Ankara’da HAK-İŞ Genel
Merkezi’nde ülkemizde bu açıdan tarihsel öneme sahip bir toplantı yaparak, çalışanların güncel
kısa vadeli ortak sorunları ve taleplerini tespit etmişler, Hükümetten talep edilecek kısa vadeli
acil ve daha sonra saptanacak uzun vadeli ortak sorun ve taleplerin çözümü için, gerçekçi bir
anlayışla birlikte hareket etme kararlılıklarını ortaya koymuşlardır.
“Konfederasyonlarımız biraraya gelerek, özgür birey, örgütlü toplum, demokratik ve sosyal
devlet anlayışının yaygınlaşması ve güçlendirilmesi gereğinin önemini vurgulamışlardır.
Sorunlarımız, güçlü, demokratik parlamenter sistem içinde çözümlenmelidir. Yaşanan küresel
krizin ve tüm toplumsal olumsuzlukların aşılabilmesinin yolu, hayatın tüm alanlarında
demokratikleşmeden ve örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasından geçmektedir. Bu
çerçevede, Anayasa’da ve diğer mevzuatta, tüm çalışanları ilgilendiren anti-demokratik
düzenlemelerin kaldırılmasını ve çalışma mevzuatımızın, onaylanmış ILO Sözleşmeleri ile uyumlu
hale getirilmesini istiyoruz.
“Önümüzdeki günlerde toplanacak olan Ekonomik ve Sosyal Konsey demokratik bir
yapılanmaya ve işleyişe kavuşturulmalı, hükümetlerden bağımsız bir biçimde işlemesi
sağlanmalı, kamu çalışanları kuruluşlarının en demokratik biçimde Konsey’e katılmaları
gerçekleştirilmelidir.
“İş güvencesi yasası, en kısa sürede, Türkiye tarafından onaylanmış bulunan 158 sayılı ILO
Sözleşmesinin hükümlerine uygun biçimde çıkarılmalı ve işsizlik sigortası hızla kurulmalıdır.
Ekonomik kriz bahanesiyle işten çıkarılan işçiler, işlerine geri alınmalıdır. Kamu kurum ve
kuruluşlarındaki sürgün ve kıyımlar durdurulmalıdır. Zorunlu tasarruf fonu uygulaması sona
erdirilmeli, ücret ve maaşlardan yapılan yüzde 2’lik kesintilerle, işverenin yüzde 3’lük katkısı
ücretlere eklenmeli, fonda biriken para, güncel faizleriyle birlikte hak sahiplerine derhal 
4
ödenmeli, 1998 yılına ilişkin nema oranları, hazine bonosu ve devlet tahvili faizleri gözönüne
alınarak hesaplanmalı ve Şubat ayı başında ödenmelidir.
“Tüm çalışanlara ve emeklilere, insan onuruna yaraşır bir hayat standardı sağlayacak bir gelir
temin edilmeli, gelir ve servet dağılımındaki adaletsizlik, devlet politikalarıyla azaltılmalıdır.
Ülkemizi, halkımızı ve çalışanları yakından ilgilendiren en önemli sorunlardan olan işsizliğin
azaltılması için gerekli tedbirler alınmalı, kayıt-dışı ekonomi kayıt altına alınarak, kaçak işçilik
önlenmeli ve vergilendirilmemiş büyük kaynakların vergilendirilmesi sağlanmalıdır. Çalışanların
vergi iadesi; konut kirası, giyim, gıda, eğitim ve sağlık harcamaları dışında kalan diğer harcama
kalemlerini de içerecek biçimde genişletilmeli ve enflasyonun etkisini azaltacak biçimde eskiden
olduğu gibi kısa dönemler halinde geri ödenmelidir.
“Yağma ve talan biçiminde sürdürülen ve ülkemizin ulusal savunması ve ekonomisi açısından
büyük zararlar veren özelleştirme uygulamalarına son verilerek, özelleştirme konusunda yargı
organlarınca verilmiş yürütmeyi durdurma ve iptal kararları, hukuk devleti anlayışının bir gereği
olarak, derhal uygulanmalıdır.
“Sosyal güvenlik kuruluşları demokratik ve özerk bir yapıya kavuşturulmalı ve çalışanların
demokratik bir biçimde yönetimde temsili sağlanmalıdır. Sosyal güvenlik kuruluşlarında ve
politikalarında yapılacak düzenlemeler, sosyal tarafların mutabakatıyla belirlenmelidir.
Konfederasyonlarımız, IMF ve Dünya Bankası’nun bu doğrultuda yaptığı ve ulusal çıkarlarımızla
da bağdaşmayan dayatmalara karşı çıkacaktır.
“Meclis’te bulunan kamu görevlileri sendikaları yasa tasarısı, grevli toplu sözleşmeli sendikal
hakları da içerecek ve ILO Sözleşmelerine ve yetkili organ kararlarına uygun hale getirilecek
biçimde yeniden düzenlenmelidir.
“Ülkemizin ve çalışanların sorunlarının çözümü ve taleplerimizin yerine getirilmesi yönünde
ısrarcı olacağız. Konfederasyonlarımız bu amaçla birlikteliklerini ve güçbirliklerini devam
ettireceklerdir.”
Bu metnin yayınlanmasının ardından bu altı örgüt arasında somut bir işbirliği gelişmedi. Özellikle
KESK ve Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanlarının ortak bir metnin altına imza atmaları
başlıbaşına bir gelişmeydi. Bu nedenle, bu süreçte yer alan hiçbir kimse, kısa vadede ortak bir
eylemlilik beklentisi içinde değildi. Ortak metinlerin oluşturulmaya başlanmış olması yeterli bir
adım olarak görülüyordu. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner274

banner283