banner266
Bizi takip eden sadık okuyucularımız müzikle ilgilendiğimi, ud çaldığımı bilir.
Ud çalmaya başladığım 90’lı yıllarda müzik piyasasında Coşkun Sabah fırtınası vardı.
‘Aşığım Sana’ albümünün satışını bugün bile geçen olmadı.
Sanatçının üretmesi için aşk lazım, kendimden bilirim. Mesela evli, barklı ve hele çoluk çocuğa karışmış birinin eşine  ‘Aşığım sana doyamıyorum’ ya da ‘Yine seni sevmekten başka bir şey yapmadım bugün’ diye yazacaklarına inanmıyorum. Nitekim de bunun pek çok örnekleri var.
Şekil 2B; Mustafa Sandal, Emre Altuğ, Gökhan Özen, Kenan Doğulu vs. örnekler çoğaltılabilir.
Aşk şairi Cemal Süreya bunu ‘Aşk meşru bir şey olamaz. O da şiir gibi meşrulaşınca ölür. Aşk da şiir de uzlaşıcı olunca ölür. Genel olarak sanat böyledir’  şeklinde tanımlamış.
Coşkun Sabah’ta üretmek için bolca aşklar yaşadı o dönemde. Güzellik yarışmalarının müdavimiydi. Böyle bir yarışmada tanıştığı İspanyol güzeli Maria için uduyla Flamenko tarzında ‘İspanyola’ parçasını bestelemişti.
Yine bir güzellik yarışmasında tanışıp bir yıl aşk yaşadığı ama kavuşamadığı Belçikalı Beatrice için ‘Toprak alsın muradımı’ parçasını yapmış bu parça Bülent Ersoy tarafından okununca ‘hit’ parçalar arasında girmişti.
‘Güzellik yarışmaları’ yapan Erkan Özerman, Süha Özgermi gibi organizatörlerle yakın arkadaştı. Bu iki tarafında faydalandığı simbiyotik bir ilişkiydi. Organizatörler Coşkun Sabah’ın ününden, magazincilerin onu takip etmesinden, gazetelerde bu yarışmaların haber yapılmasından faydalanıyor, karşılığında da Coşkun Abi’in beğendiği güzel kızları tanıştırıyorlardı. Haliyle tanıştırırken ‘Bak kızım bu adam çok ünlü ve zengin biri. Klibinde mi oynarsın, dizisinde mi oynarsın, dizinde mi oynarsın bilemem. Ama yani kafala bunu hayatın kurtulur’ diyorlardı muhtemelen.
‘Rağbet güzel ile zenginedir’ diye çok önceden demiş Anadolu insanı.
Coşkun Abi 1995 yılında Star TV’nin yaptığı güzellik yarışmasında yine en önlerde yerini almış,  genç ceylan için pusuya yatmış kurt misali bekliyordu. Nitekim bir süre sonra da genç ceylanlar podyumda salınmaya başladı. Onların arasında kendisinden 21 yaş genç Ceyda Okay’da vardı. Yarışmada Ceylan Hanım –pardon Ceyda Hanım- ikinci olmuş ama çoktan Coşkun Bey’in gönül tahtına kurulmuştu.
Sonra flört, söz, nişan derken evlendiler.
Gökten üç elma düştü deyip hikayeyi burada sonlandırmamız gerekirdi aslında. Çünkü dışarıdan mutlu görünen bir evlilik ve bu evlilikten de iki çocukları olmuş. Ama gelin görün ki pek çok evlilikte olduğu gibi her şey dışarıdan göründüğü gibi değilmiş. Coşkun Abi evde değer görmediğini, aşağılandığını söylerken eşi onun evli olmasına rağmen rahat durmadığını, mesajlarını yakaladığını ve hatta kendisine başka bir ev tuttuğunu iddia edip mahkemeye başvurmuş.
Coşkun Abi ‘Ben arada beste yapmak için o eve gidiyordum’ dediyse de son zamanlarda yaptığı herhangi bir besteyi delil olarak gösterememiş, mesajlar için de tüm erkeklerin yaptığı gibi ‘O mesajları ben atmadım, menajerim sevgilisine attı’ dediyse de karşı taraf bunu yememişti. Akabinde başka bir yol deneyerek ‘Ben Ceydasız yaşayamam, intihar ederim’ dediyse de olmadı.
Bir ara karı-koca, ‘Aramızda kalmasın’ ‘Laf ola beri gele’ ‘Bizde laf çok’ gibi pek çok magazin programına canlı konuk olarak, telefonla bağlanarak ilişkileri, evlilik hayatları vs birçok konuda- aslında kendi aralarında kalması gereken- detaylı bilgileri anlattılar.
Üzüldüm tabi.
Çocukluğum ve gençliğimin kahramanı birinin 64 yaşında düştüğü duruma üzüldüm. Aslında dışarıdan farklı görünen bazı şeylerin içeriden daha farklı olduğunu görünce üzüldüm. Coşkun Abi’nin artık yeni beste yapmamasına üzüldüm vs…
Konu nerden aklıma geldi? Udu görünce düşündüm bunları.
Neyse bu kadar yazı yeter, şimdi sıra biraz beste yapalım ama aşk lazım aşk.  

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner274

banner270