banner266
Bir öğretmen arkadaşımın sayfasında, objektife gülümseyerek bakan, yakışıklı, genç bir çocuğa ait, siyah beyaz bir resmin altında, “Sevgili öğrencimiz Bora Aşçılar'ın elim bir trafik kazası sonucu vefat ettiğini öğrenmiş bulunmaktayız” diye başlayan bir yazı gördüm. Sonrasında cenazenin hangi camide, saat kaçta kaldırılacağı ile ilgili bilgiler vardı.
“Ne kadar güzel gülümsüyor, ne yakışıklı bir çocuk” diye saçlarına, pırıl pırıl gözlerine, kaşlarına, kirpiklerine, yüzüne dikkatle baktım. Ersan Erduran’ın gençliğine benzettim. “Ölmek için ne kadar genç” dedim sonra. Nasıl bir kaza geçirdiği yazmıyordu. Merak ettim. Google'dan “Bora Aşçılar, trafik kazası” diye girdim. Hiç bir bilgi yoktu. Öğretmen arkadaşıma sormak istedim ama "nasıl karşılar acaba?" diye tereddüt ettim, soramadım.
Bu gün aynı öğretmen arkadaşım aynı resimle beraber başka bir şey paylaşmış. Bora'nın babasının feryadını. “Başka Boralar ölmesin...” diye başlamış baba. “Bugün 16 yaşındaki oğlum Bora'yı toprağa verdim. Cuma günü gitar kursuna giden oğlum, Mustafa Kemal sahil bulvarında karşıdan karşıya geçmek isterken 103 promil alkollü ve hız sınırı tanımayan bir trafik canavarının kurbanı oldu. Biz oğlumuzu hayata döndürmeye uğraşırken o trafik teröristi canavar, savcılık tarafından serbest bırakılıyor. (...) Şimdi soruyorum daha 16 yaşında yaşamını yitiren oğluma mı yanayım yoksa Türk Hukukuna mı? Bu trafik canavarını serbest bırakan adaletimiz bu kişinin başka birinin canını almayacağını nasıl garanti edecektir?” diye sormuş.
Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın ama bir an için kendinizi o babanın yerine koyabilir misiniz? Bin bir emekle büyütüp 16 yaşına getirdiğiniz fidan gibi çocuğunuza, sarhoş bir şekilde direksiyon başına geçen biri çarpıyor ve ölümüne sebep oluyor.  Siz buna “kaza” diyebilir misiniz?
Türkiye’de 50 promil'e kadar alkollü araç kullanmak serbest. Yani cezası yok. Oysa bilimsel çalışmalar göstermiş ki hiç alkol almamış bir sürücü ile karşılaştırıldığında, kan alkol düzeyi 20 promil olan bir sürücünün,  ölümcül bir kazaya karışma riski 2 kat fazladır. Aynı şekilde 50-70 promil arası olan bir şoförün riski 4-10 kat fazladır. Hele kan alkol düzeyi 150 promil üzerinde olan birinin ölümcül bir kazaya karışma riski 300-600 kat artmaktadır.
Bora'nın ölümüne sebebiyet veren şoförün 103 promil alkollü olduğu tespit edildiğine göre, bu kişi direksiyon başına geçtiğinde normal bir sürücüye kıyasla ölümcül bir kazaya karışma olasılığı 10 kattan da fazladır. Alkollü şekilde ölüme sebebiyet verip serbest bırakılan o sürücüden yola çıktığımızda bu konuda yasalarımızda bir  “yetersizlik” olduğu apaçık ortada. Çünkü mevcut kanunlara göre alkollü araç kullanan bir kişi eğer yakalanırsa 850 lira civarında bir ceza ödüyor. Eğer alkollü araç kullanırken birinin ölümüne neden oluyorsa “taksirle yani bilmeden ölüme sebebiyet vermek” suçundan yargılanıp 2-6 yıl arası hapis cezası ile yargılanıyor. Bir canın bedeli en fazla 6 yıl!
Ne kadar ucuz değil mi?
Böyle mi olmalı?
Gencecik, güzel bir çocuk bir hiç uğruna canını verdi. Kim bilir ne güzel parçalar çalacaktı gitarıyla. Eminim ki pek çok hayranı olacaktı. Oysa o toprak olacak artık.
Evet; Borayı geri getiremeyebiliriz ama baba Osman Aşçılar'ında dediği gibi “Başka Boralar Ölmesin” diye bir şeyler yapmamız mümkün. Hemen, derhal, geciktirmeden bu konuda adına “Bora yasası” dediğimiz bir yasa çıkartılmalıyız. Yasal Alkol sınırını derhal 20 promile çekmeli, Alkollü şekilde yola çıkanlara çok daha ağır cezalar getirmeli. Hele alkollü şekilde araç sürerek ölüme sebebiyet verenleri taksirle değil “bilinçle”, “kasıtlı olarak adam öldürme” cezası ile yargılamalıyız. Aksi takdirde ateş sadece düştüğü yeri yakacak ve insanların yasalara olan inancı sarsılmaya devam edecek
Daha fazla gecikmeden!
Rahmetle güzel çocuk
...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner274

banner270